Bu Sayıda

05. Sayı İlkbahar 2011
05. Sayı İlkbahar 2011

Demokrasi…

Tunus’ta başlayıp peş peşe Arap ülkelerine yayılan halk ayaklanmalarının ortak talebi…

  1. yüzyılda patlak veren devrimler ya “Marksizm”, ya “tam bağımsızlık”, ya da daha çok “İslam ve şeriat” talep ederdi.

Oysa yeni kalkışların en büyük talepleri “daha fazla demokrasi”den ibaret…

Artık “Kahrolsun Amerika!” sloganı yerine “Kahrolsun diktatörlük!” sloganı daha çok dillendiriliyor.

Zalim yöneticiler, despotlar ve yolsuzluğa bulanmış rejimler yerine; “halk iradesi”, “ekonomik adalet”, “eşitlik”, “yönetimde şeffaflık”, “özgür seçimler”, “parti kurma ve seçimlere girme özgürlüğü” ve “düşünce özgürlüğü” isteniyor.

İslam dünyasının tüm diktatör rejimlerini hedefleyen bu güçlü okların ortak noktasını ise “Demokrasi” kavramı oluşturuyor. Evet! İslam dünyasında insanlar artık “daha çok demokrasi” istiyorlar.

Öyleyse nedir “Demokrasi”?

İşte yeni sayıda biz “Demokrasi” konusunu masaya yatırdık.

“Bir toplumsal değişim yöntemi olarak DEMOKRASİ” başlığını İlkbahar-2011 sayısının ana başlığı olarak seçtik.

Demokrasi nasıl ortaya çıktı ve nasıl bir gelişme gösterdi?

İlk ortaya çıkışı ile bugün ifade ettiği anlam ve işlev açısından bir farklılık var mıdır?

Demokrasiye ne tür tanımlar getirilmektedir?

Tek bir çeşit demokrasi mi vardır?

Demokrasi hep olumlu bir anlamda mı kullanılmıştır? Ona eleştirel bakan ve olumsuz yönlerini ortaya çıkaran farklı bakış açıları yok mudur?

Demokrasinin olumsuz yönleri, iç çelişkileri, eksiklikleri, açmazları ve ortaya çıkardığı sorunlar nelerdir?

Demokrasi gözü kapalı teslim olunacak mükemmel bir yönetim şekli midir?

İslam’da demokrasi var mıdır?

Şura prensibi ve ilk halifelerin seçim şekli İslam’da demokrasinin olduğuna dair yeterli birer delil midir?

Yoksa demokrasi bir şirk midir?

Allah’ın hakimiyetine karşı halkın hakimiyetini savunmak halkın iradesini Allah’a ortak koşmak anlamına mı gelmektedir?

Demokrasiyi dinlerden bir din ve İslam’ın karşısında yer alan batıl bir nizam olarak görebilir miyiz?

Demokrasi sadece İslam şeriatını iktidara taşımanın bir aracı mıdır, yoksa bir hayat biçimi midir?

Çoğulcu bir toplumda İslam’dan farklı inanç ve görüşlerin demokratik yöntemlerle iktidarda temsil edilmesi durumunda, Müslümanlar bu yönetimlere karşı nasıl bir duruş sergilemelidirler? İtaat mi, başkaldırı mı, yoksa demokratik yöntemlerle İslam’ın iktidarda temsil edilmesi için çalışmak mı?

Demokratik toplumlarda İslami olmayan bir yönetime veya hükümete Müslümanların katılımı mümkün müdür? Din buna cevaz vermekte midir?

İslam dünyasını baskısı altında tutan diktatör yönetimler karşısında demokrasinin daha iyi bir alternatif olması,  demokrat olmak ve demokrasiyi benimseyip kabullenmek için yeterli bir gerekçe midir?

Diktatörlüğün tek alternatifi “Demokrasi” midir? Demokrasinin olumsuzluklarını ortadan kaldıran ve diktatörlüğe de prim vermeyen alternatif başka bir yönetim biçimi üretilemez mi?

Sadece bir sayının sınırları içinde tüm bu soru ve sorunlara cevap üretmek tabii ki mümkün değildir. Çünkü problem modern toplumda Müslüman olmak ve İslam’a uygun bir hayat kurmak için çaba gösterenlerin karşı karşıya kaldıkları belki de en temel problemlerden birisidir.

Tüm bunlara rağmen yazar arkadaşlarımız mümkün olduğunca en geniş çerçevede bu soru ve sorunları yazılarında tartışmaya çalıştılar. Alıntı ve tercüme yazılarla konunun geniş bir perspektifte nasıl tartışıldığını ve getirilen yaklaşımları gözler önüne sermeye çalıştık.

Araştırma-inceleme, söyleşi ve gündem yazılarına bu sayıda da yer verdik. Sayfalarımız arasında, yeni dönemin siyasi aktörlerinden olması beklenen Raşid el-Gannuşi’nin değerlendirmelerine ve onunla yapılmış bir ropörtaja ulaşabilirsiniz. Ayrıca önceki sayıda birinci bölümü yayınlanan İran ile ilgili gündem yazısı, devrimin ardından İran başlığı ile devam ediyor.

Yeni sayıda buluşuncaya kadar muhabbetle kalın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir