Bu Sayıda

06. Sayı Yaz 2011
06. Sayı Yaz 2011

“İslam’da devlet” üst başlığı altında dosyalaştırdığımız konu dizisi, bu sayı ile birlikte tamamlanıyor.

Konu dizimiz, “Din ve devlet ilişkisi” sayısıyla başlamıştı.

Ardından; İslam devleti fikrinin bazı kesimlerde niye korku oluşturduğu sorusuna cevap aranan; “Din, devlet ve İslamofobi” sayısıyla devam etmişti.

Daha sonra bu konuyla bağlantılı olarak, “Toplumlar nasıl değişir?” sorusuna cevap aranmış; “Bir toplumsal değişim yöntemi olarak Devrim” ve “Bir toplumsal değişim yöntemi olarak Demokrasi” sayıları çıkarılmıştı.

Bu sayıda ise, günümüz siyaset anlayışları açısından en az iktidar kadar önemli bir kavram, yani “Muhalefet” konusunu ele alıyoruz.

Muhalefet; eleştiri, itiraz, isyan ve yeri geldiğinde başkaldırma şeklinde kendisini açığa vuran insani bir olgudur. İnsanoğlunun doğasında vardır. Statüko tarafından “memnuniyetsizlik” ile eşdeğer görülür ve hoş karşılanmaz. Hiç bir şeyi beğenmeyen memnuniyetsiz tipler gerçekten de yok değildir. Ancak statükoyu rahatsız eden memnuniyetsiz insanların fevri çıkışları değil; haksızlıklar, zulümler ve adaletsizlikler karşısında yapılan muhalefet olmuştur. İnsanlık tarihi; despot yönetimlere, haksızlıklara ve zulümlere karşı isyan örnekleriyle doludur.

Fakat günümüz siyaset anlayışı, insanın doğasından gelen muhalefet olgusuna farklı bir bakış getirmiştir. Halkın iktidarı denetleyebilmesi ve kontrol edebilmesi için “yönetim sistemi” içerisinde kurumsal bir rol biçmiştir. Böylece toplum içerisindeki farklı düşünce ve çıkar grupları; iktidarın gazabından korkmadan eleştirebiliyorlar, kendi tezlerini halka sunup destek arayabiliyorlar ve halkın ilgi göstermesi halinde iktidar makamına gelebiliyorlar.

İşte bu sayıda yazarlarımız; bu tablonun ne kadar sahici olduğunu, bu anlayış seviyesine nasıl gelindiğini ve İslam referanslı siyaset teorilerinin bu tablo karşısında nasıl bir noktada olduğunu araştırma konusu yaptılar ve şu sorulara cevap aradılar:

Günümüz siyaset anlayışında muhalefet kurumu nasıl tanımlanmıştır?

Muhalif sesler için oluşturulan legal kanallar, bu seslerin gereği gibi çıkmasına imkan veriyor mu?

“İslam’da muhalefet” neden “İslam’a muhalefet” gibi algılanıyor?

Zorlama, İslam’da kabul edilmeyen bir tutum olmasına rağmen, İslam tarihinde neden hep tek merkezli, otoriter yönetimler ortaya çıkmıştır?

Günümüz Müslümanları “İslam devleti” denince neden hep; zorlayan, dayatan bir devlet anlamaktadırlar?

Muhalefet fikrinin, İslam düşüncesi içerisinde bir karşılığı yok mudur?

Birbirinden farklı birçok İslam anlayışının olduğu bir ortamda, muhalefet fikri barındırmayan bir bakış açısı, Müslümanlar arasındaki bölünme ve çatışmayı körüklemez mi?

Daha kendi aralarındaki farklı yorumlara tahammül gösteremeyen Müslümanlar; farklı kültürlerden, farklı ırklardan ve farklı renklerden oluşan geniş toplumları adil bir şekilde yönetmeyi nasıl başaracaklar?

Günümüz siyaset anlayışının anahtar kavramlarından birisi olmasına karşın muhalefet konusu, Müslüman düşünürlerin fazla ilgisini çekmiş bir konu değildir. Üzerine yapılmış araştırmalar az ve içerik sınırlıdır. Oysa günümüz Müslümanlarının belki de gelecekte en fazla üzerinde duracakları konulardan birisi muhalefet olacaktır. Bu yüzden Muhalefet dosyası içerisinde ayrıca, İslam tarihinin ilk dönemlerindeki muhalefet hareket ve teşebbüslerini konu alan bir araştırma ve muhalefet fikrine en açık ekol olan Mutezile’nin, Abbasiler dönemindeki iktidar tecrübesini konu alan bir alıntı makaleye yer verdik.

Gündem üzerine çalışan yazarlarımız, bu sayıda; İslam coğrafyasında yaşanan gelişmeleri ele aldılar. Soğumaya başlamış olayların ardından, yaşananlardan hareketle ilkesel bakış açıları geliştirmeye çalıştılar. Ayrıca, günümüz siyaset anlayışının şekillenmesinde öncülük yapan Batı’nın, “Birlikte yaşam” fikri karşısında nasıl bir pratiğe sahip olduğunu incelediler. Bir diğer makalede ise “insan ve doğa ilişkisi”ni değerlendirme konusu yaptılar.

Tarihi öneminden dolayı, tercüme yazılarımız da İslam coğrafyasında yaşanan olayları konu alıyor

Sayfalarımız arasında en son, İran’da yaşanan din-devlet tartışmalarının hangi boyutta ve hangi meseleler üzerinden yapıldığını görmemizi sağlayacak bir kitap değerlendirmesi bulunuyor.

Yeni sayıda buluşuncaya kadar muhabbetle kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir