Başyazı

Bu Sayıda

Bir yolculuğun planlanmış olan sonuna ulaşmış bulunuyoruz. İslamiyorum Dergisi, dergiyi oluşturan kadronun kendilerine dönük bir okuma ve düşünme faaliyeti olarak ortaya çıkmıştı. Dergi şekline dönüşmesi ise bu düşünme sürecinin başka Müslümanlarla da paylaşılmasına dönük bir niyeti ifade ediyordu; ola ki düşünceleriyle bizlere katkı yapacak kimseler çıkabilir veya bu okumalardan yararlananlar olabilir… Okumalarımızı dergiye dönüştürme meselesi gündem olduğunda da bazı kaygılarımız ...

Read More »

Bu Sayıda

Günümüzde kendisini “Müslüman” olarak tanımlayan insanlardan büyük bir çoğunluğu, “İslam” denince; kendine göre sınırlı helalleri – haramları olan ve bazı ibadetlerin yerine getirilmesini isteyen bir dini hatırlamaktadır. Bunlara uyulduğu takdirde de Allah’ın rızasına ulaşılacağını ve cennetin elde edileceğini düşünmektedir. Böyle bir anlayışın kişiyi cennete ulaştırıp ulaştırmayacağı, kişinin Allah’a karşı samimiyetiyle ilgili bir durumdur; hükmünü ve karşılığını Allah verir. Ama böyle ...

Read More »

Bu Sayıda

“Fikir” ve “mücadele” birbirinin anlamını artıran/güçlü kılan iki kavramdır. Uğrunda mücadele vereni bulunmayan bir fikir sahipsiz kalır ve kadük olur. Ulvi bir fikre dayanmayan mücadelenin ise meşruiyeti tartışma konusu haline gelir ve taraftarı azalır. İnsanlık için faydalı ve doğru bulunan bir fikir kısa sürede taraftar toplar. Bu taraflar ise bütün insanlığın o faydadan ve doğruluktan istifade etmesi için “anlatma” mücadelesine ...

Read More »

Bu Sayıda

Günümüzde Müslümanların en fazla şikayetçi oldukları konulardan birisi; kendisini İslam ile özdeşleştiren ve sonrada kendisi gibi olmayanı dışlayan “grupçu”, “cemaatçi” zihniyettir. Çünkü bu zihniyet, Müslümanların, İslam’ın önündeki en büyük engel olarak birbirlerini görmelerine sebep oluyor. Aralarına uçurumlar sokuyor ve birbirlerini rakip olarak görmelerine yol açıyor. Oysa dünyanın (özellikle de İslam coğrafyasının) kritik bir dönemeçten geçtiği şu günlerde, insanlığın İslam’a olan ...

Read More »

Bu Sayıda

İslam sadece kuru bir inanç veya ibadetlerden ibaret bir din değildir. İnsan için gönderilmiştir ve hayata dair iddiaları vardır. Bu iddialar, Resulullah öncülüğünde oluşan bir toplum tarafından, o günün şartlarına ve imkanlarına uygun bir şekilde temsil edilebilmişti. Fakat sonraki dönemlerde gelişen siyaset teorileri, devleti kutsallaştırdı ve yöneticiyi “Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi” haline getirdi. “İmtihan edilmekte olan sorumlu insan” yerini, “itaatkar Müslüman”a ...

Read More »

Bu Sayıda

Dünya değişiyor. Orta Doğu’da halk isyanları, Batı’da ekonomik kriz ve toplumsal isyan şeklinde kendisini gösteren değişim rüzgarı, taşların yerinden oynayacağının habercisi gibi. Gücün el değiştirmeye başladığı tarihi anlardan birine şahitlik ediyor olabiliriz. Son üç yüz yıldır insanlığa önderlik etmiş olan Batı medeniyeti, arkasında eşine zor rastlanır bir yıkım bırakarak çöküşe geçti. “Tarihin sonu” tezleriyle de iflasını ilan etmiş durumda. Artık ...

Read More »

Bu Sayıda

“İslam’da devlet” üst başlığı altında dosyalaştırdığımız konu dizisi, bu sayı ile birlikte tamamlanıyor. Konu dizimiz, “Din ve devlet ilişkisi” sayısıyla başlamıştı. Ardından; İslam devleti fikrinin bazı kesimlerde niye korku oluşturduğu sorusuna cevap aranan; “Din, devlet ve İslamofobi” sayısıyla devam etmişti. Daha sonra bu konuyla bağlantılı olarak, “Toplumlar nasıl değişir?” sorusuna cevap aranmış; “Bir toplumsal değişim yöntemi olarak Devrim” ve “Bir ...

Read More »

Bu Sayıda

Demokrasi… Tunus’ta başlayıp peş peşe Arap ülkelerine yayılan halk ayaklanmalarının ortak talebi… yüzyılda patlak veren devrimler ya “Marksizm”, ya “tam bağımsızlık”, ya da daha çok “İslam ve şeriat” talep ederdi. Oysa yeni kalkışların en büyük talepleri “daha fazla demokrasi”den ibaret… Artık “Kahrolsun Amerika!” sloganı yerine “Kahrolsun diktatörlük!” sloganı daha çok dillendiriliyor. Zalim yöneticiler, despotlar ve yolsuzluğa bulanmış rejimler yerine; “halk ...

Read More »

Bu Sayıda

Kış–2010 sayısının ana konusu için “Bir toplumsal değişim yöntemi olarak Devrim” başlığını seçtik. “Değişimin ana karakteri nedir, insanların ve toplumların değişiminde ne tür temel etkenler rol oynamaktadır, toplumsal bir değişim için hangi yöntem kullanılmalıdır?” gibi sorular tarih boyunca ve özellikle sosyolojinin bir bilim haline dönüştüğü son iki yüzyıllık süreçte kafaları fazlasıyla meşgul etmektedir. Sadece bilim adamları değil siyasetçiler, ideoloji sahipleri, ...

Read More »

Bu Sayıda

Sonbahar–2010 sayımızda “din-devlet” ilişkisini “İslamofobi” üzerinden tartışmaya devam ediyoruz. Komünizm’in ortadan kalkmasıyla, varlığını ötekinin varlığıyla anlamlandırabilen Batı dünyası (özelde ABD) kendisine yeni bir düşman yaratabilmek için “İslamofobiyi” körükleyen “anti-İslamist” söylemler geliştirmeye başladı. 11 Eylül olayları Müslümanların insanlık skalasının en altına yerleştirilmesinin ve terörle özdeşleştirilmesinin zirve noktasını oluşturuyordu. Avrupa’da tarih boyunca Hıristiyanlığın ve haçlı zihniyetinin tesiriyle hep var olan bu korku, ...

Read More »